Ayın Röportajı
 

Uzun yıllardan beri tiyatroya gönül vermiş biri o... Ama hepimiz onu Mehmet Ali Erbil ile başrolünü paylaştığı o dönemin ortalığı kavuran dizisi Tatlı Kaçıklar'dan tanıyoruz aslında. 18 yıldan bu yana profesyonel olarak tiyatro sahnelerinde boy gösteren sanatçımız, 2 hafta önce Sadık Yılmaz Kültür ve Sanat etkinlikleri kapsamında Karacabey'deydi...Ve bizlere 8 yıldır sahnelediği 100 Ünlü Yüz isimli oyununu sergiledi. Ben onu izlerken çok keyif aldım...

Medyanın ve özellikle televizyon dünyasının eleştirilmediği için bir yere varılmayan ülkemizde, hazırladığı oyununda farklı ve cesur bakış açaısıyla bizlere güzel bir gece yaşattı Yalçın Menteş... İşte onun gözünden Karacabey ve Yalçın Menteş'in yaptıkları yapacakları...

 
 
NİL- Tiyatroyla nasıl tanıstınız, ilk oyununuzu kiminle oynamıstınız?

YALÇIN MENTES- Tiyatroya, 1977 yılında basladım. İlk olarak, Turgut Özakman’ın “Darilmaca Yok” adlı oyunla sahne yasamıma basladım. Oyunda birlikte rol aldıgımız Hülya Savas, su an İzmir Devlet Tiyatroları Müdürü olarak görevini sürdürüyor.

NIL – Sinemayla aranız nasıl? Sizi filmlerde neden göremiyoruz?
 
 

YALÇIN MENTES- Bu güne kadar Yesilçam’de hiçbir filmde rol almadım. Bu da arz talep meselesi sanırım. Ya bana uygun bir rol bulunamadı, ya da yönetmenlerin aklına gelmedi. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, “şu filmde oynamıstım” diyebilmeyi çok isterdim. Kısmet değilmiş...

NİL– Tatlı Kaçıklar dizisinden bu yana sizi ekranlarda göremiyoruz, bunun sebebi nedir?

YALÇIN MENTES- Bes yıl süre ile, Mehmet Ali Erbil ile birlikte basrolünü paylastıgımiz “Tatlı Kaçıklar” adlı TV dizisi ile seyircinin karşısına çıktım. Bir sanatçının kendisini ekonomik kullanması gerektiğine inanıyorum. Çok fazla ön planda durup ta yıpranmak da doğru değil. Bu nedenle biraz TV dizilerinden de kendimi çektim. Tiyatroya ağırlık verdim.

NİL– Duyduğumuza göre yeni bir diziye başlıyormuşsunuz, bize biraz dizideki rolünüzden bahseder misiniz?

YALÇIN MENTES- Su günlerde gene özel bir TV kanalında yayıma giren, “Sevda Tepesi” adlı dizi ile sevenlerimin karşındayım. Burada, emekliliği yaklasan bir komiseri canlandırıyorum. Çocukluğumda soranlara, ‘Polis olucam’ diyordum. Polis olamadım ama birden terfi edip, dizi sayesinde komiser oldum. Kadro çok iyi, keyifli bir dizi.

NİL– Ülkemizde son yıllarda çekilen filmlerle sinema çok iyi bir çıkış yakaladı. Sizce bunun sırrı ne ? İyi oyuncular mı, iyi yönetmen iyi projeler mi, yoksa seyircinin bilinçlenmesi mi?

YALÇIN MENTES- İngiltere’de sahnelenen tiyatro oyunlarında sahneye helikopter bile inebiliyor. Teknolojiyi çok iyi kullanmak lazım. GORA, buna çok iyi bir örnek. İyi proje, iyi senaryo ve iyi oyuncu kadrosu oldu mu dizi de olsa, sinema filmi de olsa seyirciden hak ettiği ilgiyi görür. Biz, Tatlı Kaçıklar’da bunu yaşadık. Ekibimiz tümüyle tiyatro oyuncularından olustuğu için, basarılı olduğumuza inanıyorum.

NİL- Ülkemizde sinemanın bir sektör haline geleceğine inanıyor musunuz? Türk sinemasından umutlu musunuz?

 
 

YALÇIN MENTES- Evet günün birinde bunun olacağına inanıyorum. Türk sinemasından çok umutluyum. Birbiri ardına kaliteli ve ayağı yere basan yapımlar seyirciye sunuluyor. Vizyona giren bütün filmlerin seyredilmesini tavsiye ediyorum. İzlemediginiz bir film için, baskasının yorumuna değil, kendi fikrinize önem verin. Her film, büyük emeklerle çekiliyor. Hiçbir yapımcı, ya da oyuncu, kötü bir film çekmek için kamera karşsına çıkmaz. Elestiriler kırıcı değil, yapıcı olmalı. Sinemalar için bunu söyleyebiliriz ama, tiyatroların hali daha dramatik. Büyük reklamlarla vizyona giren filmler iş yapmazken, tiyatro giderek kan kaybediyor.

 
 

Kimse üzerindeki pijamasını çıkartıp ta tiyatroya gideyim diye düşünmüyor. Sanat alanında kültürel bir yozlaşma yaşanır oldu. Eskiden, en güzel giyisiler giyilip, gazinolara, tiyatrolara gidilirdi. Simdi bir paket çekirdekle TV karşısına geçilip, gelin kaynana programları eğlendirir oldu milleti. Böyle eğlenenleri de kınamıyorum, kınayamıyorum.

NİL- Günümüzün stand- up’çılarını nasıl buluyor sunuz?

YALÇIN MENTES- Günümüz komedyenlerini çok beğeniyorum. Hepsi de gerçekten çok büyük yetenek sahibi. Türkiye’de her tür sanatçıya ihtiyaç var. Amerika’ya turist olarak giden bir kişinin pasaportunda, “sanatçı” yazıyorsa, onu karşıdan kapıyorlar. “Acaba biz bundan ne ögrenebiliriz” diye. Türkiye’de sanatçıların kaderini görüyorsunuz. Bir çoğu huzur evlerinde, kimsesiz, yapayalnız yasamını yitiriyor.

NİL- “100 Ünlü Yüz” oyununuzda televizyon, magazin, politika, spor dünyasının gündemindeki ünlüleri farklı bir mizahi dille ve bakış açısıyla yorumluyorsunuz, bazen eleştiriyorsunuz… Peki bugüne dek bu ünlülerden size herhangi bir tepki geldi mi?

YALÇIN MENTES- “100 Ünlü Yüz” adlı oyunu 8 yıldır sahneliyorum. Konu olan sanatçılardan hiç birisinden olumsuz bir tepki almadım. En çok, Süleyman Demirel’den tepki alırım diye bekliyordum. Çok hoşgörülü, çok esprili birisi. Aynı hoş görüyü, şuanki Başbakanımızdan da görmek isterdim.

 
 
ı
 
 
 

 

NİL- Oyununuzu büyük bir keyifle izledik. Oyunda da bahsettiğiniz gibi, ülkemizin Basbakan’ı kendi karikatürünü kedi olarak çizdi diye o karikatüriste tazminat davası açıyorsa, Türkiye’de çok iyi işlerin altına imza atan bir komedyen Vali taklidi yaptı diye ağzının payı veriliyorsa ; söyler misiniz bu ülkede gerçekten sanatçı insanlar ne iş yapacak?

YALÇIN MENTES- Başbakan, bir karikatüristin kendisini kedi şeklinde çizdi diye açtıgı tazminat davasını kazandı. Bu ülkede çok siyasi liderler, çok başbakanlar, farklı şekilde karikatürlere konu oldu. Şiir okudu diye hapsedilen bir basbakanın, yine kendisi gibi şiir okuduğu için cezalandırılan bir ögrenciyi koruyabilirdi. Sanata, sanatçıya destek verebilirdi. Bu ülkede bir “Kedi” karikatürü için böyle bir olay yaşanmamalıydı.

 
 

NİL- 2002 yılından bu yana Karacabey’de neler değişmiş sizce?

YALÇIN MENTES- Karacabey’e ilk olarak 2002 yılında geldim. O zaman da aynı oyun ile seyirci karşısına çıktım. Sahne çok kötü, koltuklar plastik, oyun sırasında herkes sandalyeyi çekeliyordu. Gürültüden konsantre olamadım. Simdi ise salon çok güzel dizayn edilmiş. Birkaç teknik eksiklik var gerçi ama, eskiye bakınca buna da ş ükrediyor insan:)

NİL- Geçtiğimiz günlerde İsmail Hakkı Bey’in gazetede bir açıklamasını okudum ve çok üzüldüm. Kendisi gençliğinden bu yana;
Kahve sayısının 8’den 130’a çıktığını,
Meyhane sayısının 3’ten 28’e çıktığını,
Ve ne yazıktır ki, o yıllarda 4 sinema varken simdi bir tane bile olmadığını dile getirmiş…
Sizce de bu artış ve yokoluş bir ilçe için çok ağır değil mi? Bir sinemamız bile yok, gerçi bunun için Ergün Bey’den bir söz aldık ama…

YALÇIN MENTES- Evet Ergün Bey ile ben de konuştum, hatta gerekirse açılacak olan sinemanın işletmeciliğini üstlenebileceğimi bile söyledim, eminim ki en kısa zamanda Karacabeyliler bir cep sinemasına kavusacaklar. Bundan sonra da Karacabey’in kültürel açıdan kalkınması için elimden geleni yapacağım. Ben yada başka sanatçı dostlarıma Karacabey’i tavsiye edeceğim. 3-4 ayda bir yeni oyunlarla tiyatro severlerin karşısına geleceğiz. Ve Karacabey’de güzel şeyler olacak, buna inanıyorum.

NİL- Son olarak bildiğiniz gibi artık meydanın, tiyatronun ve sinemanın geleceği de biz genç iletişimcilerin, yeni sinemacıların elinde…Tiyatroya yıllarını vermiş bir sanatçı olarak bizlere neler öğütlersiniz? Gerçi biz gençler nasihatları pek sevmeyiz ama:)

YALÇIN MENTES- Yapacağınız işe inanarak kolları sıvayın. İmzasını atacagınız projelere kendinizi verin. İlk önce dürüst olun. O zaman insanlara daha yakın olursunuz. Kendinizi sevdirirsiniz. Bu her konu için geçerlidir. Bir işi yaparken, sadece para kazanayım diye bakarsanız, fazla uzun ömürlü olmazsınız. Karşınızdaki insan sizdeki samimiyeti, o elektriği alabilmeli. Yoksa, lastik bir yerde patlar, yolda kalırsınız.

NİL- Sergilediğiniz güzel oyununuz ve bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim...

YALÇIN MENTES-Ne demek ben teşekkür ederim, ben de çok keyif aldım.Ayrıca bana burda sizlerle buluşma fırsatını tanıyan Sütaş ailesine de çok teşekkür ederim, Bütün karacabeylilere sevgiler...

Nilay OLCAY