|
|||||||||||||||||
| ....... |
|||||||||||||||||
NESTLE KARACABEY FABRİKA MÜDÜRÜ VEYİS ÖZTÜRK RÖPORTAJI |
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
VEYİS ÖZTÜRK- Peki… Benim ilgi alanlarımdan bir tanesi olan Formula 1 ile ilgili McLaren pilotu Mika Hakkinen'le röportaj yapmak isterdim, benim için önemli. NESTLE'nin Dünya Genel Müdürünü çok beğeniyorum Peter Brabeck-Letmathe Ticari ve Yöneticilik bazında.. Onunla röportaj yapmak isterdim. Birde ABD Eski Başkanı Clinton'la yapmak isterdim. İkisinin de çok iyi bir yönetici kafalarının olduğunu düşünüyorum, ideal yöneticiler bence… NİL- Peki NESTLE'nin Ceo'su Peter Brabeck-Letmathe'ye ilk ne sorardınız? VEYİS ÖZTÜRK- NESTLE'nin dünyadaki operasyonlarında insanlığa olan katma değerini daha fazla nasıl ön plana çıkarmayı düşünüyorsunuz diye sormak isterdim ilk… Çünkü Nestle'nin şuanda yaptıklarından daha güçlü bir firma olduğunu ve ileride daha iyi şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. NİL- Arkadaşlarınızdan birine sizi sorduk ve şu yanıtı aldık; Hayatında disiplini elden bırakmayan ama hayatını heyecanla yaşayan, işini kesinlikle çok iyi yapan, aslında tam bir işkolik diyebilirim Veyis için. Yeri geldiğinde yapabileceklerinin farkında olan, yeri geldiğinde olabildiğine alçak gönüllü davranan ve bu ikisinin dozunu çok iyi ayarlayabilen ender insanlardandır… Hepsinden önemlisi her şeyi paylaşabileceğiniz çok sıkı bir dosttur… Sizce sizi kim böyle anlatmıştır bize?
Nihayet “Ahter değil herhalde?” dedi ve benden “Evet” yanıtını alınca sohbetimiz şöyle devam etti… VEYİS ÖZTÜRK- Çok şaşırdım........................................NİL- Neden ki? VEYİS ÖZTÜRK- Beni bu kadar iyi tanıdığını bilmiyordum açıkçası, çünkü gerçekten beni çok iyi tanımlamış. Ve benim için çok hoş bir sürpriz oldu, teşekkür ederim... NİL- Sizin en sevdiğim ve kendime örnek aldığım yönünüz; Doğallık ve içtenliğiniz… Biraz açmak gerekirse, kendinin ve bildiklerinin farkında olan ama ben koskoca bir müdürüm, karizmatik olmalıyım, diktatör ve politik davranmalıyım ve gittiğim her yerde benim o ortamda olduğum belli olmalı kaygısı taşımıyorsunuz. Ve böyle uçarak yaşamadığınız için bu saydığım niteliklerin hepsi kendiliğinden oluşuveriyor… Siz bu konuda nasıl hissediyorsunuz kendinizi ve tespitlerim doğru mu? VEYİS ÖZTÜRK- Öncelikle tespitler doğru, teşekkür ederim. Bu benim yaşam tarzım aslında, yani uğraşarak yaptığım bir şey değil her şeyden önce, çünkü hayata bakış açım bu. Aslında bir konuda benimle çok yakın çalışan insanları hırpaladığımı düşünüyorum yani birebir benimle çalışan insanlar benden bir şekilde çekinirler. İş konusunda bir kere affedersem ikinciye affetmem, çok sıkı çalışırım ve karşı tarafında mutlaka disiplinli olmasını isterim. Tabi ki bazı insanlar benim hızıma yetişemiyorlar, çok seri kararlar veririm ve onları hemen uygularım. Sürekli yeni bir şeyle gelirim, aynı anda birçok şeyi düşünürüm ve bu yüzden bazen kafam çok yoruluyor. Tabi siz çok kibarda davransanız bütün bunlar, insanların üstünde belirli bir baskı yaratıyor. Kişiye, işin çok hızlı olması gerekiyor, aynı anda da güzel olması gerekiyor dediğiniz zaman bir baskı yaratıyorsunuz üstünde. Ve bunlarla ilintili olarak ta , gereksiz yere özel hayatımı çok ertelediğimi düşünüyorum bazen. NİL- Peki kendinize en kızdığınız nokta bu mu? VEYİS ÖZTÜRK- Yani aslında evet. Detaycıyım ve kendimde dahil insanların her zaman doğru kararlar vermesini istiyorum. Bu duygusal anlamda onlara zarar verebiliyor bazen, ama doğru bildikleri şeyi yapmadıklarında da başarısız oluyorlar ve ben buna üzülüyorum.. NİL- Şu anda herkesin olmak istediği bir noktadasınız ve bu noktaya babadan kalan bir servetle değil, tepeden birilerinin torpiliyle değil, sadece VEYİS ÖZTÜRK olarak, yani çalışarak geldiniz. Daha yolun başında olan ve ileride sizin gibi olmak isteyen gençlere sizden daha başarılı olabilmeleri için neler öğütlersiniz? VEYİS ÖZTÜRK- Ben Türkiye de insanlara her zaman şunu öğütlüyorum aslında, bakın çocuklarınızı okutun diyorum. Bu çok önemli bir şey, mesela ben kişilik özelliklerim bir kenara şu anda üniversite mezunu olduğum için bu noktadayım. Yaşadığım rahat hayat tarzını, hiçbir şeyi bulamazdım. Eğitim çok önemli bir şanstır ve ailem bana bu şansı verdi. İkinci aşamada üniversite mezunu arkadaşlar için konuşuyorum; Bir kere şunu herkesin kabul etmesi lazım, şu anda dünyada çok acımasız bir rekabet var; her yerde, her pozisyonda, her köşede… Bunu kabul eden insanlarında, kendi yaşam çizgilerini kendilerinin çizmesi lazım. Bu nedir; iş hayatında başarılı olacağım, daha çok para kazanacağım, daha iyi yaşayacağım ya da ben o kadar fazla bir şey istemiyorum, düzenli bir hayat istiyorum, yoğun çalışmak bana göre değil, yeteri kadar kazanayım,toplumda bir yerim olsun bu bana yeter. İşte insanların tercihleri burada ortaya çıkıyor. NİL- O zaman ben bu noktada bir şey sormak istiyorum. Siz az önce istemediğiniz bir şeyi asla kabul etmeyin dediniz ama sohbetimizin başında da “Evet bu kadar fazla çalışmak benim tercihimdi ama belli bir yerden sonra bu benim isteğimden çıkıp, şirketteki dinamizm ve hızlı büyümeye bağlı olarak bir zorunluluk haline geldi ve bu beni mutsuz etmeye başladı çünkü özel hayatıma vakit ayıramıyordum” demiştiniz. Peki siz bunu neden kabulleniyorsunuz şuanda? |
|||||||||||||||||
VEYİS ÖZTÜRK- Yaa insan belirli bir süre yüksek tempolu ve başarılı bir şekilde bir işi götürdüyse, artık bırakmak istemiyor. İş yoğunluğu arttıkça, siz bir şekilde aynı performansı göstermeye çalışıyorsunuz. Tabi bazı dönemlerde, organizasyonu iyi kuramıyorsanız veya organizasyonda bazı şeyler eksik kalıyorsa, yetişmiş insan ve profesyonel yöneticiniz az ise, bu sefer size daha fazla iş düşüyor. Radikal bir insansanız daha fazla çalışmanız gerekiyor. NİL- Bir noktadan sonra bağımlılık mı yaratıyor yani bu iş temposu, vazgeçilemez bir hale mi geliyor? VEYİS ÖZTÜRK- Benim pozisyonum gibi 7 gün 24 saat , yılın neredeyse 360 günü çalışan bir fabrikada yöneticiyseniz, sorumluluğumda olan bazı şeyler mutlaka takip edilmesi gerekiyor. Çünkü yaşayan bir yerde yöneticisiniz. Bir hastaneye devamlı hasta geliyorsa, gelmesin diyemiyorsanız; burada ki bazı işlerde aynen öyle.. Gıda sektöründe çalışan bir yönetici olarak o hastanedeki doktorlar kadar sorumlu görüyorum kendimi. İnsan sağlığını en üstün değer olarak kabul eden dünya çapında gıda ve beslenme sektörünün lideri olan bir şirketin prensiplerini koruma görevi herhangi bir cerrahınkinden bile daha fazla sorumluluk gerektirdiğini söyleyebilirim.
NİL- Çikolatanın kısa tarihini bize anlatır mısınız, kim bulmuş bu muhteşem lezzeti? VEYİS ÖZTÜRK- Avrupalılar, Amerika kıtasını keşfetmeden çok önce dahi Kakao Meksika'daki Aztekler tarafından yetiştiriliyordu. Kakao taneleri bir para olarak, ikincisi de baharatlı içecek olarak -ki buna Chocolat deniliyordu- kullanılıyordu. Kakao taneleri, Avrupa'ya ilk defa Kristof Kolomb tarafından sadece merak için getirilmiş fakat ticari bir içecek olarak yayılması Don Cortez sayesinde olmuştur. Daha sonraları kakao tanelerindeki yağın preslenerek çıkartılması ve kakao taneleri ile birlikte şekerin de eklenerek sade tablet çikolata yapılması 1800'li yıllarda başlamıştır. Sütlü çikolatayı, sonradan NESTLE'ye katılan Daniel Peter 1875'te icat ediyor. NİL- NESTLE yıllardır içten içe, son derece yalın, genelde gençlere yönelik bir reklam politikası sürdürüyor. Bunu biraz açarmısınız? VEYİS ÖZTÜRK- Ürettiğimiz ürünler kime hitap ediyorsa onlara yönelik, pazarı büyütmeye yönelik reklam politikası izliyoruz. Türkiye'de ki ürün satış grafiklerine baktığınız zaman genel olarak gençler ağırlıklı. Reklam yatırımlarımızdaki artışa paralel olarak lider olduğumuz kategorilerde önemli pazar büyümeleri gerçekleştirdik. Kahve, kahve kreması, kahvaltılık gevrekler, çocukların süt içme alışkanlığı edinmelerine yardımcı kakaolu içecekler kategorilerinde genel gıda pazarının birkaç kat üstünde büyümeler gerçekleştirdik. NİL- NESTLE'nin Türkiye pazarındaki en büyük rakibi kim? Ve çikolata piyasasında birbirini kovalayan firmaların satış yüzdeleri ne durumda? VEYİS ÖZTÜRK- Çikolata piyasası son dönemlerde çok hareketli. NESTLE ile birlikte Ülker, Eti, Milka gibi markalar da çok etkin. İncelediğiniz kategoriye göre zaman zaman biz, bazen de Ülker önde gidiyor. Toplama baktığımızda Türkiye'deki faaliyetler bazında Ülker NESTLE'nin önünde gözüküyor. ... NİL- Peki NESTLE bunu kabullenmiş durumda mı, pazar payını yükseltmeyi amaçlamıyor mu? VEYİS ÖZTÜRK- Tabi ki bunun için çalışıyoruz. Aslında zaman dahilinde pazar payımızı arttırdık ve arttırıyoruz. Örneğin son 10 yıl içerisinde 10 katı bir artış gösterdik. Bunu da devam ettirerek hak ettiğimizi düşündüğümüz noktaya geri gelmeye kararlıyız. NİL- Sık sık yurt dışına seyahat eden biri olarak, Türk vatandaşlarının vize alma konusunda zorlanmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Vize işlemleriyle ilgili meraklısına birkaç tüyo verir misiniz? VEYİS ÖZTÜRK- Gerçekten bu olaya çok üzülüyorum. Neredeyse dünyadaki ülkelerin yüzde 85'i bize vize uyguluyor. Eskiden bunun çok onur kırıcı bir olay olduğunu düşünüyordum ama artık öyle düşünmüyorum, alıştım çünkü. Benim vizelerimi şirketim alıyor ve şirketimizde bu işlerle ilgilenen bir birim var. Bu gerçekle yaşamak zorundayız ne yazık ki yapacak bir şey yok. Vize hazırlıkları içinde, öncelikle evrakları götürmeden konsolosluğun tam olarak ne istediğini iyi anlamak lazım. Ne tür belgelerle, kimlere vize veriyorlar onu iyi bilmek lazım. Konsolosluğun bu konuda çalışan personeli var, onlara da sorulup öğrenilebilir bu. İkinci önemli hususta, yurt dışına ne amaçla gidildiği konusu. Konsolosluğa bunu iyi belirtmek, anlatabilmek vize alabilmek için önemli bir etken. NİL- Gezip gördüğünüz dış ülkelerle Türkiye'yi kıyasladığınızda sizi bir hayli şaşırtan şeyler neler? VEYİS ÖZTÜRK- Bu tür karşılaştırmaları aslında ben ne bir Türk olarak, ne de bir yabancı olarak yapıyorum. Yani 3. şahıs olarak yapabiliyorum. Aslında gezip gördükçe şuna karar veriyorum; bazı değer yargılarımızı çok beğeniyorum ve iyi ki varmış diyorum. Bazı mantıksız olaylarımız için ise kültürümüzden kaynaklanıyor diye düşünüyorum, üzülerek yapacak bir şey olmadığını kabulleniyorum. Aslında biz ekonomisiyle, kültürüyle, gelişmişliğiyle her yönüyle Asya ile Avrupa arasında kalmış bir ülkeyiz. Ama bu arada kalmışlık değil kesinlikle… Batı'dan ve Doğu'dan almak istediklerimizi almışız, bir sentez yapmışız ve kendimize bir kimlik oluşturmuşuz. NİL- Peki yaşamak istediğiniz bir ülke var mı? VEYİS ÖZTÜRK- Var, İsveç'in Stockholm şehiri. İsveç bugüne kadar dünyada gezip gördüğüm ve yaşamayı isteyebileceğim bir yer. Eğer biraz araştırırsanız dünyada yaşanacak en iyi ikinci şehirdir. Kültür olarak İsveç'lilerin kültürünü çok beğeniyorum. İnsanların birbirleriyle olan iletişimi, birbirlerine saygı duymaları ve direkt olmaları benim yaşam tarzıma fazlasıyla uyuyor. Adaların üzerine kurulmuş mükemmel bir şehir, soğuk ama yazın iki ay çok güzel. NİL- Şimdi Karacabey ve Türkiye gündeminden bir iki soru? - Karacabey'de Pazarın hangi günler kurulduğunu biliyor musunuz? VEYİS ÖZTÜRK- Salı günü -Yılın en iyi filmi seçilen ve rekora koşan Babam ve Oğlum filminin yönetmenini biliyormusunuz? VEYİS ÖZTÜRK- Çok üzülerek söylüyorum ama bilmiyorum… 2005 yılını hatırlamak bile istemiyorum. 2005 yılı benim için çok kötü geçti diyebilirim, özel hayatım da çok fazla olumsuzluk yaşadım ve yorucu iş temposu yüzünden televizyon bile izleyemedim. Bursa'da otururken ayda en az 4 filme mutlaka giderdim, eve de film alır izlerdim ve her filmin eleştirilerini okuyup, değerlendirirdim. Örneğin kayak yapmayı da çok severim ama bu yıl kayak yapmaya bile gidemedim. Ne yazık ki sevdiğim birçok şeyden koptum bu sene. NİL- Özür dileyerek söylüyorum, biraz kaba bir tabir olacak ama hayatınızda hiç dost kazığı yediniz mi? VEYİS ÖZTÜRK- Hayatımın her döneminde oldu aslında, Çevremdekiler benimle alay bile etti, insanlara yardım ettiğim için. Hiçbir beklentim olmadan, maddi manevi çok yardım ettim insanlara. Fakat şöyle bir yapım vardır ki, insanlardan sadece bir kere kazık yerim. Ama hiç kin gütmem kimseye, insanlara güvenimi kaybetmem. Çünkü bir şeyi geri getiremezsiniz ki kin tutmakla. Sadece ders çıkartırım bunlardan.
Belirli bir yaştan sonra zor olsa bile evliliğe daha sıcak bakıyorum. İş hayatındaki başarımın özel hayatımda da olmasını isterim tabiki! Hayatımın bundan sonrasını yalnız geçirmek istemiyorum ve bununla ilgili girişimlerim var. NİL- Başarılı bir iş adamının isteyebileceği her şey var sizde, bundan sonrası için hayattan beklentileriniz nelerdir? VEYİS ÖZTÜRK- Bütün yaşlarda hep beklentiler var hayatta. Mesela benim şu anda ki beklentim NESTLE bünyesinde Teknik Direktör olmak. Böyle bir hedefim var. Fırsat verilirse, başarılarım takdir edilirse İsviçre'de Türkiye'yi temsil etmek istiyorum. Üniversitelere konferans vermeye gidiyorum bazen ve bunu arttırmayı düşünüyorum ileride, çok zevk alıyorum çünkü bundan. Topluma da bir şekilde katkım olsun istiyorum, hiç bir zaman karşılıkta beklemiyorum. NİL- Sizinde bildiğiniz gibi ilçemizde Türkiye çapında iyi bir yere sahip olan iki kuruluş var; Bunlardan bir tanesi NESTLE. Bir diğeri de özünde Karacabey'li ve Karacabey'lilerin gururu olan, SÜTAŞ. Aynı zamanda da www.karacabey.com'un ana sponsorları olan bu 2 dev şirketin ilişkileri nasıl? Ve kentimiz için bu iki şirket yöneticileri ortak çalışmalar yürütüyorlar mı veya gelecekte bu tarzda projeler yapmayı düşünüyor musunuz? VEYİS ÖZTÜRK- Sütaş ile ilişkilerimiz iyi. Ortak projelerimiz yok fakat Karacabey için yapılan bir çok projeye her iki firmada kendi imkanları ölçüsünde katkıda bulunuyor. Belki ileride iki firmanın birlikte yürüteceği projeler olabilir. NİL- Son olarak NESTLE'nin www.karacabey.com'a neden sponsor olduğunu ve site hakkındaki görüşlerinizi açıklarmısınız? VEYİS ÖZTÜRK- NESTLE'nin Karacabey'de ve bütün Türkiye'de iletişimini arttırmak ve kurumsal iletişimini geliştirmek gibi bir amacı var. Biz özellikle sponsor olmayı çok istedik. Bu bölgede kaç yıldan beri fabrikamız var ve böyle bir çalışmamız olmalı diye düşündük. Web sitenizi de çok beğeniyordum ve sponsor olmayı da memnuniyetle kabul ettik. Bölgesel bir web sitesi olmasına rağmen gerçekten çok güzel. Tebrik ederim, çok güzel işler yapıyorsunuz. NİL- Çok teşekkür ederim bize vakit ayırdığınız için… VEYİS ÖZTÜRK- Ben teşekkür ederim, keyifli bir sohbetti benim için. Hazırlayan : NİLAY OLCAY |
|||||||||||||||||