ULUABAT GÖLÜ


 
 

ULUABAT KUŞ  CENNETİ

Kuş Cenneti 1974 yılında Mustafa Bilgiç tarafından kurulmuştur. Halen doğal ortam ile evcil ortam arasında bir köprü olma özelliğini taşıyan Uluabat Kuş Cennetinde 200’den fazla bitki türü ve 50 çeşit evcil hayvan potansiyeli ile gelen misafirlerine doğa içinde ev sahipliği yapmaktadır.Uluabat Kuş Cenneti konum olarak Bursa-İzmir yolu üzerinde, Bursa'ya 55. Karacabey'e 13KM uzaklıkta bulunmaktadır, 30 km’ye 10.5 km lik bir alanı kaplayan eski ismi Apolyont şimdiki ismi Uluabat gölünün kuzeybatısında kurulmuş körfez bir alandır. Sazlıklardan oluşan ve doğal hayvanların üremesi için ideal bir ortam oluşturan kısımla iç içe kurulmuş evcil hayvan ve bitkilerden oluşan bir doğa parçasıdır. Ziyarete açılan Kuş Cennetinde tavus kuşları, çok çeşitli sülünler üretilmekte ve yetiştirilmektedir. Gelen ziyaretçiler için kuş cıvıltıları ve kuş manzaraları içerisinde dinlenme imkanı bulunmaktadır. Doga gönüllüsü Mustafa Bilgiç'in özel çabasıyla, Uluabat Gölü kiyisinda kurulan "Kus Cenneti" dünyanın çesitli bölgelerinden göçmen kuslarin kuluçkaya yatma ve yumurtalama alanı içinde bulunuyor. Karacabey Kus Cenneti, dogaya gönül veren bir insanın,azim ve becerisiyle neler yapabileceginin en sıcak, en canlı bir kanıtı adeta. Kus Cenneti’nin sahibi ve mimarı olan gönüllü çevreci Mustafa Bilgiç, ailesiyle birlikle 30 yıldan beri bitki çesitleri ve hayvanlarla iç içe yasıyor. Uluabat Gölü etrafında satın aldigi 10 dönümlük bir arazi üzerinde yılmadan, yorulmadan bir kus cenneti ortaya çıkaran Mustafa Bilgiç, agaçlandırıp, çiçeklendirdigi küçük doga kösesinde, yüzlerce kusun koruması ve bakımını üstlendi.
Bir yandan kus ve bitkileri koruma ugrası verirken, diger yandan da avlanma yasaklarına uymayanlarla kıyasıya bir mücadele vererek sesini ilgililere, yetkililere duyurmaya çalısan doga asıgı Mustafa Bilgiç, ziyaretçiler için de konaklama tesisleri yapmayı unutmadı.
Bursa -Izmir karayolunun Çingençesme mevkiindeki essiz doga barınagında, Hollanda, Polonya ve Rusya basta olmak üzere dünyanın dört bir yanından gelen göçmen kuslar agırlanıyor.
Uluabat Gölü etrafında yumurtlayıp, kuluçkaya yatan kuşlar, daha sonra Manyas ve Dalyan göllerinde beslenip, dogadaki yasamlarını sürdürüyorlar.

 

  

ULUABAT GÖLÜ

İdari olarak Bursa ilinin Karacabey ve Mustafa Kemalpasa ilçeleri içersinde yer almaktadır. Bursa kent merkezine 34 km, Balıkesir iline ise 90 km mesafede olan göl, Bursa Karacabey karayolunun hemen güneyindedir.Uluabat Gölü, Marmara Denizi’nin güneyinde, dogu-batı dogrultusunda uzanan tektonik kökenli Yenisehir-Bursa-Gönen çöküntü alanında olusmustur. Aynıçöküntü alanındaki Kus Gölü’nden alçak bir esikle ayrılmaktadır.Gölün olusumu hakkında degisik yorumlar yapılmıstır. A.PHILIPPSON ve E.LAHN Neojende Bursa-Gönen depresyonu çöküntü alanında büyük bir tatlısu gölünün olustugunu; Neojen sonu veya Kuvaternerde meydana gelen hareketler sonucu, bu göl alanında 4 adet küçük küvetin olustugunu diger iki küvetin (Bursa ve Gönen) alüvyonlarla doldugunu ve geriye Uluabat ve Kus Göllerinin kaldıgını bildirmektedirler. Emre ve Kazanı ile arkadasları ise (1997) Pliyosende tektonizmaya baglı olarak meydana gelen Bursa-Gönen çöküntü alanının baslangıçtan Kuvaternerin sonlarına kadar karasal halde iken, daha sonra yöredeki menderesli akarsuların tasıdıkları alüvyonlarla yataklarını tıkamaları sonucunda Uluabat ve Kus Göllerinin olustugunu; her iki gölün de tipik birer alüvyon-set gölü olduklarını kabul etmislerdir.

 
 
Her iki görüs de degerlendirildiginde göllerin tektonik çöküntü alanında olustugu ve biçimlenmelerinde yöredeki akarsuların etkisinin büyük oldugu görülmektedir.
Deniz seviyesinden 8-9 m. Yükseklikte bulunan gölün, kuzeyinde fazla yüksek olmayan ve yumusak bir eğimle alçalan Neojende olusmus tepeler, güneyinde ise Paleozolojik zamana ait dik yamaçl
ı daglık alanlar bulunmaktadır.
 
   

Kabaca üçgen biçimli olan gölün dogu-batı yönünde uzunlugu 23-24 km., genisligi ise 12 km. kadardır. Göl alani yıllara ve mevsimlere göre degisiklik göstermektedir. Göl alanı için bugüne kadar verilmis en yüksek deger 24.000 hektar, en düsük deger 13.500 hektardır. Gölün güney-batı kıyıları 1993 yılında yapılan seddelerle çevrilmis ve gölün bu kesimi tarıma açılarak geçmişte oldugu gibi genis alanlara yayılması engellenmistir.

Gölün ortalama derinligi 2.5 metredir. Büyük bir bölümü oldukça sığ olup, bu kesimlerdeki derinlik 1-2 metre arasında degismektedir. En derin yeri Halilbey Adasındaki 10 metreyi bulan çukurluktur.

Gölün kuzey kıyıları diger kesimlere göre nispeten giritili çıkıntılıdır. Kuzeyde kalker yapılı iki yarımada (Eskikaraagaç ve Gölyazı) bulunmaktadır. Yine göl içerisinde yapılarında kalkerlerin egemen oldugu 7 adet ada bulunmaktadır. Bu adaların en büyügü Halilbey adasıdır.
Göl suyu kolloidal kil ihtiva ettigi için devamlı bulanıktır. Göldeki fitoplanktonların baskın durumuna göre göl suyuna bazen yesilimsi-sarı, bazen de grimsi-sarı renkler hakim olmaktadır. Göl suyunun bulanık olmasından dolayı
ısık geçirgenligi çok azdır. Ilkbaharda göle giren süspanse maddelerin artısına baglı olarak ısık geçirgenligi 22 cm’ye kadar düsebilmektedir. Gölü besleyen en önemli su kaynagı Mustafa Kemalpasa Ça'dır. Göl dibindeki ve çevresindeki karst kaynakları ile yagıslı dönemlerde göle ulasan küçük dereler gölün beslenmesine katkı saglamaktadır. Ayrıca, gölün güneybatısındaki tarım alanlarının drenaj suları da göle verilmektedir. Göle giren su miktarı mevsimlere ve yıllara göre büyük degisiklik göstermektedir. Gölün fazla suları gölün batısındaki Uluabat Deresiyle Susurluk Çayı'na ve bu çay vasıtasıyla da Marmara Denizi'ne bosalmaktadır. Ancak, göl su seviyesi Uluabat Deresinin altına düstügünde dere göle dogru akısa geçerek gölü beslemektedir. Ayrıca, gölden pompalarla su çekilmekte ve göl çevresindeki 6350 hektar tarım arazisi sulanmaktadır.

 

 
 
     

TARİHİ VE KÜLTÜREL DEGERLER

Yapılan arastırmalar, yörenin I.Ö. 4000'lerden beri çesitli yerlesimlere sahne oldugunu ortaya çıkarmıstır. Ancak ilk kesin bilgiler I.Ö. 1200'lere aittir. Yöredeki en eski yerlesimlerin Miletepolis (Karacabey) ile Uluabat Gölü kıyısındaki Lapadion (Uluabat Köyü) oldugu bilinmektedir. I.Ö. 1200'lerden Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusuna kadar yörede Bithynia, Lydia, Pers, Roma, Bizans ve Osmanli egemenligi yasanmıstır.
Antik Miletepolis kentinde yapılan arastırmalarda Roma dönemine ait çanak ve çömlekler, su küngü kalıntıları ile bir tunç Apollon heykeli bulunmustur. Ayrıca aynı döneme ait sikkeler, hamam ve tapınak kalıntılarına rastlanmıstır.

 
 

SANAYİ

Yöredeki sanayi daha çok tarıma dayalı küçük ölçekli isletmeleri kapamaktadır. Bunlar: konserve fabrikalari, deri isletme tesisleri, mandıralar, bitkisel sıvı yag tesisleri ve su ürünleri isletme tesisleridir. Bu tesislerin hemen hepsi üretimleri dolayısıyla kirletici vasfi yüksek tesislerdir. Pek çoğunda arıtma tesisi bulunmadığı veya yeterli olmadıgı için gölde kirlenmeye neden olmaktadırlar. Ayrica, yörede metal esya ve imalat kollarinda österen çok sayida atölye bulunmaktadır.
Mustafakemalpasa ilçesinde bulunan Etibanka ait Kestelek Bor Madenleri Isletmeleri Mustafakemalpasa Çayi vasıtasıyla göle atık veren en önemli tesislerden biridir.

BALIKÇILIK

Gölde yapılan çalısmalar neticesinde 21 tür balık tespit edilmistir. Ülkemisdeki diğer göllerle kıyaslandıgında bu sayının oldukça yüksek oldugu görülmektedir. Bu türler içerisinde ticari amaçlı avlananlardan baslıcaları ; turna ve sazandır. Az miktarda da olsa yayın, tatlı su kefalı, ringa balıgı ve kızıl kanat balıkları da avlanmaktadır. Eskiden yılan balıgının gölde bol miktarda bulundugu, ancak son 25 yıldır nadiren rastlandıgı belirtilmektedir.
Gölde en fazla avlanan balk türü turna ve sazandır. Avlanan diger türlerin yıllık toplamı 15-20 ton arasında degismektedir.
Gölde su ürünleri ile ilgili 5 kooperatif faaliyet göstermektedir. Toplam üye sayıları 1108’dir. Bu kooperatiflerden en büyügü 590 üyeli Gölyazı Balıkçılık Istihsal ve Satıs Kooperatifidir.

TARIM
Bölge uygun iklim kosulları ve nitelikli topraklarıyla ülkemizin en verimli tarım alanlarına sahip yörelerinden biridir. Yöre halkı geçimini genellikle tarim ve tarım ürünlerinin ticaretinden saglamaktadır. Yaygın olarak yetistirilen baslıca ürünler; sogan, patates, sekerpancarı, mısır, fasulye, bugday,ve arpadır. Meyvecilikte yöre tarımında önemli yer tutmaktadır.


HAYVANCILIK
Hayvancılık her iki ilçede de yaygın olup, önemli bir gelir kaynagıdır. Yöre, merinos koyunu ve nitelikli sıgır besiciligi ile tanınmıstır. Karacabey ilçesi Mihaliç peyniri ile ünlüdür.
Karacabey’de bulunan Tarım Isletmenin geçmisi Osmanli Devleti’nin ilk yıllarına dayanır. Saray ve ordunun hayvansal ürün ve at gereksinimini karsılamak için kurulmustur Isletme, basta hayvancılık olmak üzere, ülkemiz tarımının gelismesine önemli katkılar saglamıstır.