Sedat
OKUMUŞ
-
SÜTAŞ’ı
dünden bugüne rakamlarla özetler misiniz?
Tarık
TEZEL -SÜTAŞ,
1974 yılında yönetim kurulu baskanimiz Sayın Sadık Yılmaz’ın
ciddi bir girisimciligi, potansiyeli, özveriyi ve inancı
bir araya getirmesiyle kuruldu. Onun çizdigi yolda, Karacabeyli
oldugumuzu unutmadan, ulusallasma hedefinde 1980’lerden
itibaren atılım yapıldı. Sirketimiz bayraktarlıgını yapan liderimiz
Muharrem Yılmaz’ın ciddi vizyonuyla ulusal bir marka haline
geldi. 1974’te 2 bin 500 metrekare kapalı alanda, 5 ton
süt isleme kapasitesiyle kurulan SÜTAS, 2005’te
Avrupa’da üstün kaliteli süt üretimi
yapan ilk 5 fabrikadan biri oldu.
Su
anda, 55 bin metrekare alana, 1200 ton süt isleme kapasitesine
sahip bir sanayi devi haline geldi. SÜTAS bugüne gelisinde
takım çalısmasını, yaptıgı ise sevgi katmasını bilerek,
çıktıgı noktayı unutmadan, kalite anlayisinıöne çıkararak
ve ulusal etik degerleri kendine ilke edinerek geldi. Böylece
bir basarı öyküsü ortaya çıktı. Geldigimiz
noktayı yeterli görmüyoruz ve çıtayı daha yükseklere
tasımak gerektiginin bilincindeyiz. Ilçemiz, yöremiz
ve ülkemiz adına daha yapacak çok isimiz var.
Sedat
OKUMUŞ
- AB sürecinde Türk tarımı
nasıl
etkilenecek sizce? Biz AB’ye açılalım
derken, onlar bizi açık
pazar olarak görüyorsa, bu fırtınadan
korunmamız
mümkün mü?
Tarık
TEZEL -
Ben ilkokula giden kızıma
bile, sınava
degil derslerine çalısmasıni
ögütlüyorum. Kendi benligi için mücadele
etmesini, kendisini yetistirmesi amacıyla
çalısmasını
istiyorum. Türkiye’de AB’ye kendini begendirmek
için çalısmamalı,
biz Türkiye için çalısmalıyız.
Türkiye farkını
ortaya çıkarmalı,
güçlü bir ülke olarak dünyada yol almalıyız.
AB bize araç olmalı.
Biz ekonomik yönden yeter ki sürekli büyüyelim.
Varsın
bizi AB’ye almasınlar;
ancak biz önce dünya kriterlerini yakalamalıyız.
Çagdas uygarlıgı
yürüten ülkelerle kolkola girebilmeliyiz.
Sedat
OKUMUŞ
- Yabancı
sermayenin Türkiye’deki ürünleri yeterince
kullanmadıgı
için Türk ekonomisine katkıda
bulunmadıgı
iddialari var. Bu konuda ne düsünüyorsunuz?
Tarık
TEZEL -
Yabancı
sermaye çagrılırken,
önlerine bizim de kriter koymamız,
vize uygulamamiz gerekiyor. Bu konuda hayvancılık
ülkemizde darbe yemis durumda. 40 bin sütçü
ailesine ulasan SÜTAS var, bir de hayvancılıga
gerileme yasatan yabancı
kuruluslar da var. Biz Türkiye için varız.
Avrupa Birligi literatürüne “Karacabey Projesi”ni
yerlestirmeyi basardık.
Avrupalılar
Türkiye’deki hayvancılık
merkezi olarak Karacabey’i bilecek bundan sonra.
Sedat
OKUMUŞ
-
Bölgemizde süt hayvancılıgı için SÜTAS’ın
ele aldıgı proje neler kazandıracak insanımıza?
Tarık TEZEL - SÜTAŞ’
ın asıl zenginligi proje üretmesinden, yaratıcılıgından gelir.
Hayvancılıga yaptıgımız birçok yatırım var. Uludag Üniversitesi’ne
baglı Karacabey MYO’nda süt teknolojisi ve hayvan yetistiriciligi
bölümleri açıldı. Buradaki ögrencilerimize
pratik yapmak üzere egitim platformu, örnek çiftlik,
örnek laboratuar olusturduk ve 200 büyükbas hayvan
üzerinde çalısılıyor.
Ayrıca,
egitim merkezimizde tüm hayvan yetistiricilerine egitim veriyoruz.
AB ülkelerinde mililitrede toplam 100 bin canlı bulunan süt
istenir, bizim çiftligimizde bu rakam öylesine düsüktür
ki, 5-10 bin canlı arasında degisir. Isi dogru, hijyenik ve dünya
standardında yapıyoruz. Önümüzdeki Haziran ayında
700 büyükbas barındıran ikinci çiftligimiz de
devreye girecek ve çiftlik zincirini büyütmeye
devam edecegiz. Türkiye’de kaliteli hayvancılık yapıldıgını
kanıtlamak ve katkıda bulunmak en büyük hedefimizdir.