(gülüşmeler...
kahkahalar...)
Samimi söylüyorum bana diyor ki, vallahi babacığım tek eşlilik
çok güzel bir şey, bak bana ben hiç kavga ediyor muyum? Ben hiç
ayrıldım mı? Ben sıfır ayrıldım, siz kaç kere ayrıldınız baba…
4 yıldır Alican adında bir erkek arkadaşı var Yasmin’in, o yüzden
bak babacım ne güzel bir tane bulacaksın, onunla yetineceksin
diyor… Bana bunları söylüyor küçük kızım.
NİL-
Peki siz ne diyorsunuz bütün bunlara, ya da ne diyebiliyorsunuz?
:)
M.ALİ-
Öylece dinliyorum ve bakakalıyorum…
NİL-
Sadece dinliyorsunuz tabi… (gülüşmeler... kahkahalar... )
NİL-
Hastalığınızla
ilgili geçirdiğiniz tatsız günlerin ardından ölümden korkuyor
musunuz?
M.ALİ-
Aslında
tam tersine, hastalığımdan sonra ölüm korkusunu tamamen aştım.
NİL-
Aptal bir kadınla nereye kadar, ne yapılabilir?
M.ALİ-
Bir
gün bir yemek yenilir, belki tatlıyı bile yiyemezsin sonra… Yani
sadece ara sıcaklarda kalır. Gerçekten tahammül edemiyorsun! Belki
de artık yaşla alakalı, biraz zor.Bir ömür asla geçmez,bırak yemek
bile zor geçer,işkence gibi.
NİL-
Biliyorsunuz
ki, artık medyanın da,sinemanın da, tiyatronun da geleceği bizlerin,
genç iletişimcilerin, yeni sinemacıların elinde… Bizlere neler
öğütlersiniz?
M.ALİ- Öncelikle bu işin eğitimini
almamış kişilerin bu sektörde yerinin olmaması gerektiği kanısındayım
ve tabiî ki deneyimler çok önemli… Eğitim ne kadar şartsa, gerek
tv kanallarında yapacağınız stajlar, gerekse film setlerindeki
çalışmalar sizlere çok şey katacaktır. Sanat dünyasının yaratıcı,
girişimci, ufku açık, yetenekli insanlara ihtiyacı var, edebiyat
yoksunu, dar düşünen insanlara değil.
Hazırlayan
: Nilay OLCAY