| |
DENİZ YAYIN- Ailemin kökünün buradan geldiği anlamdan öte tam bir Karacabeyliyim… Çocukluğumdan beri ben Karacabey’i çok sevdim, Karacabeylileri sevdim. Karacabeylilerle beraber yaşamaktan çok keyif aldım. Ticari hayatım içerisinde de Karacabey’de aktif çalışmalarım oldu. Söylemek istediğim yerel kökenden öte, bu kente gönül vermiş, bu kentin insanlarını, sokaklarını, evlerini seven... Hatta bir kent olgusunun illaki kentteki başarılı insanlardan oluşmayacağını bilen.. Ve kentin sokaklarındaki delisiyle, simitçisiyle.. Burada var olan her şeyi çok sevmiş bir kişi olarak tam bir Karacabeyliyim… Karacabeyli olmak böyle bir şey…
NİL- Karacabey’i diğer ilçelerle kıyasladığınızda nerede görüyorsunuz?
DENİZ YAYIN- Yeni jenerasyona sevgi doluyum. Karacabey’i bir noktada 1. Lige çıkartacak kadar başarılı gençlerimiz var. Gençlerimiz atak yaptılar. Sosyal çalışmalardan eksik görürdük ama son yıllardaki atraksiyonlar hızlı, canlı, gelişmelere açık, bu da gençlerimizin çok iyi yetiştiğini gösteriyor.
NİL- Karacabey’de sizin canınızı sıkan üzüldüğünüz ve mutlu olduğunuz şeyler neler?
DENİZ YAYIN- Karacabey’de canımı sıkan şeyler; mimari yapıyla ilgili üzüldüğüm noktalar var. Bunu oturma alanı olarak algılamamalıyız tabi ama 1930 ve 40’lara dayanmış yapılardaki evler, bütün Türkiye’de olduğu gibi bir vandallık ölçüsünde yıkılıp kat kat apartmanlara döndü. Ailemle birlikte aynı hatayı bende yaptım. O güzel evler birer birer kayboldu. Bir kentin can damarı mimarisidir. Bütün sokaklarda plansız ve kat sorunu olarak gelişmiş yeni yapılaşmayı görünce hüzün doluyorum. Bugün Barcelona’nın en büyük onur kaynağı Gaudi çizgilerine sahip mimari yapısıdır. Bizde keşke yaşadığımız evleri koruyabilseydik, bu çok katlı binaları şehrin dışına doğru yapsaydık. Böylelikle sevimli bir Karacabey kalmış olacaktı. Onların güzel bir restorasyonu olabilirdi.
Yıkılan belediye binası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Deniz YAYIN- O binanın kalması banada keyif verirdi. Şu anda en büyük korkum, hükümet binasına da bir şey olması. Onu koruyalım. Çok güzel ve estetik bir bina. İnşallah bunu koruyacağız, herkesin bunun farkında olduğunu düşünüyorum.
İlçe halkını nasıl değerlendiriyorsunuz, ilçemizi öne taşımak için neler yapmalıyız?
Mithat CANAYKUTAY’ın dediği gibi “Karacabey 7 düvelin yaşadığı bir kent.” 1922 yangınından sonra Karacabey göçlere açıldı. Bugün etnik gruplar olarak söz ettiğimizde; boşnağı, çerkezi, kürdü, lazı hep bir arada yaşayan, kendilerinin etnik pozisyonlarına hiç üstünlük getirmeden veya farklı amaçlara hizmet etmeden bir kentli olarak yaşamışlar. İlçe halkına bu konuda saygı ve sevgiyle yaklaşıyorum. Hiçbir zaman böyle bir kamplaşma ortamı yaşanmadı. İlçe bu konuda çok başarılı. Ama onun haricinde kökeni ziraate dayalı bir göç yaşandığından, arada kalan bir kültür kaybı söz konusu. Bu kültür kaybı sonucunda istenen bazı olgular ortaya çıkamıyor. O yüzden, geleneklere ve göreneklere çok bağlı kalmaktansa daha modernize olmaya çalışırken asıl geleneklerimizi kaybetmeye başlıyoruz. Ben geçmişe özlem duyan biri olarak, bir kentlinin aslında geçmişine her zaman sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük mirasta tarihimizdir.
İlçemizde yapılan kültür sanat faaliyetlerini yeterli görmediğinizi düşünerek soruyorum. Bu aktivitelerin arttırılması ve ilçe halkının katılımının çoğaltılması için neler yapılabilir?
|
|