Cüneyt Akeroğlu ismini ilk Hürriyet Gazetesinde görmüştüm;
Gazete de, "Fransa'nın önemli dergilerinden Cıtızen K için fotoğraf çekimi yapmayı başaran ilk Türk" olmanın gururunu bizlere de yaşatan genç modacıdan bahsediliyordu... Bu genç modacının Karacabey'li olduğunu öğrenince sevincim ikiye katlandı. Çok geçmeden röportaj yapmak için kendisini aradığımda Karacabeyli olmanın ayrıcalığını yaşadım ve işleri çok yoğun olmasına rağmen hemşeri olduğumuz gerekçesiyle teklifimizi kabul etti :)
 
 
NİL- Moda dünyasında sizi tanımayan birine rastlamak çok zor ama bilmeyenler için anlatırmısınız Cüneyt AKEROĞLU kimdir?

CÜNEYT AKEROĞLU- 1978 yılında Bursa Mudanya’da doğdum. İlk ve orta okulu Karacabey’de liseyi Bursa Tophane Meslek Lisesi’nde okudum. Sonrada üniversiteyi kazandım. 19 Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. Üniversiteyi bitirdiğim gibi İstanbul’a geldim ve kendi tasarım ofisimi açtım. Önce moda tasarımcısı olarak kolleksiyon hazırlamaya başladım sonra firmalarla çalışmaya başladım, ardından da moda fotoğrafı geldi..



 
 

NİL- Karacabey’de çocukluğunuz nasıl geçti? Karacabey’e gittiğinizde sizi en çok ne rahatsız ediyor veya  neler mutlu kılıyor?

CÜNEYT AKEROĞLU- Bütün büyüklerim, anneannem, dedem, akrabalarım, kuzenlerim, dayılarım Karacabey’deler. Oraya gittiğim zaman hem acı hem de  çok güzel anılarım var. Çünkü çocukluğumun geçtiği yer Karacabey. En son Karacabey’e 1 yıl önce gittim, okuluma gittim ve  bahçesinde oturdum; ben burada top oynuyordum, çocukluğum burada koşarak, oynayarak, düşerek, oramı buramı kanatarak geçti diye düşündüm. Üzerine bindiğim bir ağaç vardı okulun bahçesinde, ona baktım. Bilirsiniz sizde Cumhuriyetin eski binasında merdivenleri çıkarken tahtalar gıcırdar… Düşünsenize sonuçta ben orda ilk aşık olduğum kızın elini tutmuştum, bunları, hatıralarımı yaşadığım yer Karacabey benim için. Onlara bakmak ve o eski günlerimi anmak çok güzeldi.

 
NİL- İstanbul’a geldikten sonra ilk koleksiyonunuz ve fotoğraf çalışmanız neydi?

CÜNEYT AKEROĞLU- İlk koleksiyonum “New Progrees”de tasarladıklarımı Nurgül YEŞİLÇAY giydi. ELLE dergisi bir proje hazırlamıştı, gelecek vaad eden bir aktrist ve gelecek vaad eden bir tasarımcı birleşip bir röportajımızı yayınladı. Nurgül benim kıyafetlerimi giydi bu dergi için, böyle bir projeydi.
Sonra bir koleksiyonum daha oldu. Adı: Lıke Ice (Buz gibi)



 

NİL- Kariyeriniz için önemli bir adım olan “İlk Günah” nasıl doğdu ve sonrasında nasıl işlendi?

CÜNEYT AKEROĞLU-  İlk Günah benim 2006 yaz koleksiyonum, yani bu yazın koleksiyonu. İlk Günah, Adem ile Havva’nın cennette işledikleri küçük bir zaaf yüzünden oradan uzaklaştırılmalarını anlatıyor. Koleksiyonu 3 bölümde inceleyebiliriz.
İlk bölüm: Cennette yaşam; burada çok küçük parçalar var kolleksiyonda, iç çamaşırları var genelde ama anvalop şeklinde birbirine bağlanıyor, ama 7-8 metre fiyonklarla uzatılıyor. Buda cennetteki sonsuz güzelliği anlatıyor. Cennetin renkleri biraz daha florasan renkler, daha canlı renkler,yeşiller, pembeler.
2.Bölüm: İlk günahın işlendiği an ve pişmanlık ; bu bölümde renkler biraz daha grileşiyor, çünkü burada işin içine pişmanlık giriyor. Nefis yüzünden işlenmiş bir suç giriyor. O pişmanlıkları kahverengi ve grilerle anlattım koleksiyonda.
3.Bölüm olan Dünya da ise; Cennetteki sonsuz güzellik, dünyada geçici olan güzelliklere dönüşüyor. Yani ilkbahar oluyor, ağaçlar çiçek açıyor, ama sonra birden kış oluveriyor, ağaçlar yapraklarını döküyor ve kuruyorlar. Burada yaşam bütün devrelerinde farklı güzellikleri yaşatıyor insana acısıyla ve mutluluğuyla. Sonsuz güzellikten sonu olan güzelliklerin olduğu bir  mekana geçiş var Dünya bölümünde. Bu yüzden de burada, mavi renk kullanıldı, kıyafetlere bir takım sınırlamalar getirildi ve kumaşların dokusu değişti bu son bölümde. Bu şekilde anlatmaya çalıştım koleksiyonumu.

 
NİL- Peki fikir nasıl ortaya çıktı?

CÜNEYT AKEROĞLU- İlk Günah benim uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir projeydi. Fikir olarak beni her zaman etkilemiştir Adem ile Havva'nın yaşamı. Bir de orda şöyle bir şey var, kadının cinselliğini kullanarak erkeği baştan çıkarması var. Bir de ilk günah benim en açık, yani dekoltelerin, transparanların olduğu koleksiyonum. Diğer tasarımcılar sürekli açık koleksiyonlar yapıyor ama ben konsept gerektirdiği için yaptım bunu ilk kez. Ve bu da benim ilk günahım olsun dedim. Bütün kumaşlar yüzde yüz ipek, bu da o naifliği anlatmak içindi.

NİL- Fransa'da farklı bir pazarlama politikası izleyen önemli dergi “Citizen K” için genç ve başarılı oyuncusu Stephane Rideau’ yu çıplak fotoğrafladınız. Bu çekimler nasıl gerçekleşti?

CÜNEYT AKEROĞLU- Bu çok önemli bir olaydı. Çünkü Türkiye’de ilk defa Sertap Erener Eurovision'da birinci oldu. Bizi temsil etti. Bende fotoğrafçı olarak ilk kez temsil ettim. Çünkü Türkiye’den bir insan ilk defa yabancı bir dergi için çekime çağırıldı. Ben 2 yıldan bu yana moda fotoğrafı çekiyorum. Bu kadar genç ve bu kadar işin başında olan biri için bu dergide fotoğraf çekmek çok önemli ve gurur verici bir şey. Ama şunu da biliyorum ki, daha yapmam gereken çok şey var, yolum çok uzun. Beni çağırmaları çok güzeldi çünkü dünyanın en önemli dergilerinden biri ve kapısında dosyalarıyla  bekleyen yüzlerce insan var. İlk önce bir yazışma oldu aramızda, fotoğraflarımı çok beğendiler ve beni davet ettiler. Toplantı için birkaç kez gittim ve anlaştık. Çekim için tekrar Paris’e gittim. Stephane Rideau  orda önemli bir aktör. Bizim altın portakal ödülü gibi bir ödül almış.

 
 

NİL- Sezar Ödülleri mi?

CÜNEYT AKEROĞLU- Evet o ödülü aldı ve genç yetenekler arasında, yıldızı parlayan bir oyuncu Stephane Rideau  Fransa’da. Onu çıplak çektim Citizen K için ve bu da olay oldu. Bu proje Türk basınında da çok yer aldı , hatta Stephane Rideau‘nun vazgeçilmezi olan başarılı bir yönetmen var birlikte çalıştığı, basında Türk fotoğrafçısı Fransız yönetmenden daha iyi fotoğrafladı Stephane Rideau ‘yu diye haberler çıktı. Bunlar tabi ki beni çok mutlu kılan şeylerdi.

NİL- Ne zamandı çekimler?

CÜNEYT AKEROĞLU- Geçtiğimiz haziranda. Hiç unutmuyorum o gün ofiste Ece Sükan vardı. Birlikte kol kola girip deliler gibi havalara zıplamıştık. Sonra gittiğimde bana "İstanbul’da yaşayan bir fotoğrafçının böyle bir fotoğraf kalitesi, böyle bir ışık bilgisi, böyle bir ritim dengesi olduğuna inanamıyoruz" dediler. İlk önce bana tek sayfalık bir şey çektirdiler. Azzaro’nun tek bir kıyafetini çektim. Onun için bile üç kere Paris’e toplantıya gittim, buradan Maslak’a gider gibi. Temmuz’da çekebildik.

NİL- Üç rötuştan geçen fotoğrafa tekrar baktığınızda kendinizi o işin yaratıcısı gibi hissetmekte zorlanıyor musunuz?

CÜNEYT AKEROĞLU-  Hayır. Çünkü ben fotoğrafın ışığını, ambiyansını, ruhunu yaratan bir adamım. Modelin tırnak eti beni ilgilendirmez. Mükemmel sonuç için tırnak etini düzeltmek, sivilcesini silmek lazım.

NİL- Çok para kazandınız mı bu işten?

CÜNEYT AKEROĞLU- Çok değil. Türkiye’de de dergi çekimleri prestijdir. Dergide isminin varolması fotoğrafçıya bir şeyler katar. Orda da aynı şekilde. Dergiden aldığım para kampanya fiyatı kadar yüksek değil. Orada sayfasına para ödüyorlar burada toplamına. Şöyle bir karşılaştırma yapabilirim: Burada 16 sayfalık bir moda çekiminden aldığım parayı orada sayfa başına aldım.


NİL-
Bir kadının veya erkeğin en iyi kadraj yapılacak yeri neresidir?

CÜNEYT AKEROĞLU- Ben kısıtlamıyorum kendimi. Benim için önemli olan kadının ya da erkeğin fotoğrafta verdiği tavır. Eğer siz o tavrı doğru bir şekilde işlerseniz, o fotoğrafa baktığında hiç kimse onu seksi ve rahatsız edici bir boyutta hissetmiyor. Ben her zaman sanatsal açıdan işe yaklaşıyorum. İşin fotografisi, ışığı ve konsepti her zaman çok doğru olmalı. Çünkü aksi taktirde aylık veya haftalık çıkan açık saçık dergilerden farklı olmaz. Onlarda çıplak kadın ve çıplak erkek çekiyor, bizde… Objemiz aynı. İşi doğru bir şekilde yapmazsak onlardan hiçbir farkımız kalmaz. O yüzden benim için önemli olan, duruşu, ifadesi ve ışığı, nasıl baktığı.. Kadrajın nerde olduğu önemli değil benim için.
 
NİL- Stephane Rideau ‘yu "Nü" fotoğraflamak sizin tercihiniz miydi yoksa derginin politikası bu muydu?

CÜNEYT AKEROĞLU-  Derginin her sayısında yaptığı böyle bir dosyası var, zaten bu klasik Citizen K’da. Her ay bir sporcuyu, oyuncuyu ya da ünlü bir modeli çıplak çekiyor. Bana  Stephane Rideau sırası geldi…
(Gülüşmeler…)


NİL- Sevdiğiniz kadınları 34-38 beden arasında giydiriyorsunuz...

CÜNEYT AKEROĞLU-  Bazen diyorum ki bütün kadınlar, 34- 38 beden olsun ama Türkiye’de bu mümkün değil.  Bedenler 44-46-48-50 diye gidiyor…
(Gülüşmeler…)
Tabiki hani 36 bedenli yaptığınız bir kıyafetin görüntüsüyle 46 bedende yaptığınız kıyafetin  görüntüsü bir olmuyor. Bizim de çalıştığımız kadınlar hep 36 beden olduğu için bizde gözümüze o görüntüyü oturttuk ama tabiki ticari bir iş yaptığınız için büyük bedenler de yapmak zorundasınız. Bizde onların ortak bir balansını yakalayıp, doğru ürünler hazırlamaya çalışıyoruz.

NİL- Bu sezon Cüneyt Akeroğlu sevdiği kadınları nasıl giydiriyor?

CÜNEYT AKEROĞLU- Şuan da Şişli’de Garize’yi hazırlıyorum. Kadınlar için 1930’ların geç dönemleri 1940’ların erken dönemlerini içeren bir bölüm aldım, koleksiyona bunlar hakim. Son derece şık, yalın ve biraz seksi bir koleksiyon. Renkler genellikle açık renkler, özellikle beyaz çok kullanıldı. Onun dışında çok açık mavi, çok açık yeşil ve çiçeklerle ve empirme desenlerle desteklenmiş bir koleksiyon.

NİL- Cüneyt Akeroğlu adını önümüzdeki günlerde hangi projelerle duyacağız ve bayanlar kıyafetlerinize nasıl sahip olabilir?

CÜNEYT AKEROĞLU- Şu anda koleksiyon olarak danışmanlığını yaptığım “Garize”nin başındayım. Burası benim çok zamanımı alıyor bu yüzden kendi kolleksiyonumu geri plana attım şu sıralar. Ama fotoğraf çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Kampanyalarda ve bütün moda dergilerimde fotoğraflarımı görebilirsiniz. (ELLE, MARİA CLAİRE gibi) Onun dışında eğer Cüneyt Akeroğlu’ndan bir kıyafet satın almak istiyorlarsa Şişli’deki Garize mağazasından gelip bir kıyafet satın alabilirler. Şu anda benim için önemli olan burası, Garize için çalışıyorum.

NİL-Gece gündüz çalıştığınız bu günlerde bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

CÜNEYT AKEROĞLU- Ben teşekkür ederim, çok keyifli bir sohbetti benim için.

Hazırlayan : Nilay OLCAY

İŞTE CÜNEYT AKEROĞLU'NUN MUHTEŞEM FOTOĞRAFLARI...


mmmmm
 
mmmmmm


mmmmmm


mmmmmm


mmmmmm


mmmmmm


m