Karacabey'in Eski Yerleşim Alanları    
 
İskeleden başlayan ve İstanbul’a kadar uzanan su yolunun ilk durağı Karacabey merkeziydi. Bugün bile Akhanlar diye anılan ilçemizin kuzeyindeki yörede büyük hanların bulunduğu anlaşılmaktadır. Karacabey’in buralarda kurulmasının nedeni ve önemi, böyle bir yol üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kent içindeki mahallelerin en eskisi Mamuriyet, Selimiye, Hamidiye, Garipçe ve Hüdavendihar mahalleleridir. Hicri 1293 tarihinde Balkanlardan gelen göçmenler buralara yerleşmiştir. En eski tarihi eser Kümbetle Camii’dir.Şehir etrafındaki kalenin bu günkü askerlik şubesinin bulunduğu yerde olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlılar döneminde yapılan en önemli eserler: İmaret Camii, Ulu Camii ve Issız Han’dır. Ulu Camii’nin etrafında eskiden bir mezarlık vardı. En saygın kişilerin burada gömülü olduğu bilinmektedir. Mihaliç Voyvodalarından İbrahim Ağa, Hacı Mustafa Ağa, Haseki Ahmet bu mezarlıktadır. Bu mezarlık bugün kalkmıştır.
 
       
  İmaret Cami-i    
 
Cami şehzadelerden Alaüddin’in annesinin kardeşi olması sebebiyle, “Dayı” namıyla anılan Karaca Bey (Karaca Paşa)’nındı. Giriş kapısı üzerinde üç satır halinde güzel bir sülüs celisi ile yazılıp mermere işlenmiş kitabesi vardır. Kitabeye göre “İmaret”, Fatih Sultan Mehmet döneminde “Abdullah oğlu Dayı Karaca Bey” in emriyle 861 H./1456-57 M. yılında yapılmıştır. Son cemaat yerinin batısındaki mermer lahdin ayak taşı dış yüzeyde, Karaca Bey’in Şaban 860H./20 Temmuz 1456 M. yılında şehid olduğu belirtilir. Bu imaretin (yapılmasını), sekiz yüz altmış bir hicri tarihinde, (Mülkü ebedi olsun) Murad Han oğlu Sultan Mehmet’in devletli günlerinde, Allah’ın rahmetine muhtaç, merhum, mağfur, saadetli ve şehid, büyük emir, hatırlı komutan, Abdullah oğlu Dayı Karaca Bey emretmiştir.Murat Hüdavendigar’ın paşalarından, Karacabey Bin Abdullah tarafından 1446 tarihinde yaptırılmaya başlanmış, ancak 1456
     
   
     
 
 
yılında katıldığı Belgrat Savaşında şehit düşünceBin Abdullah tarafından 1446 tarihinde yaptırılmaya başlanmış, ancak 1456 yılında katıldığı Belgrat Savaşında şehit düşünce ailesi tarafından 1457’detamamlatılmıştır. Caminin 36 penceresi, 9 kubbesi, iki kapılı bir minaresi vardır. 1853 yılındaki zelzelede büyük ölçüde harap olan yapı daha sonraları Yunanlılar tarafından da tahrip edilmiştir. Kullanılamaz haldeki yapı 1971-72 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımına başlanan cami-i12.07.1980 tarihinde ibadete açılmıştır. Kuzey tarafındaki imaret yok olmuştur. Son cemaat revakının minare etrafındaki kubbesi altında Karacabey’in mezarı vardır. “Bu sekiz yüz altmış senesi Şaban ayı ortalarında, Murad Han pğlu sultan Mehmet’in halifelik zamanında , Belgrat Kalesi muharebelerinde şehit olan saadetli, merhum ve mağfur, Abdullah oğlu büyük emir Karaca Bey’in kabridir.” yazılıdır. Dayı Karacabey Türbesi İmaret Cami-i bahçesindedir. Bu camiyi yaptıran ve ilçemize ismini veren zattır.
     
   
     
 
       
  Ulu Cami-i    
 

Caminin kitabesinde “ (Burası) yapısı tahkim olunmuş bir mesciddir. Bu havalide bir ikincisi yoktur. “Hak onun banisini ebedi kılsın” tarihi gibi, yapısı da sürüp gitsin, devam etsin” yazılıdır. Yapının I.Murat Hüdavendigar (1362-1389)’ın vakfı olduğu ortaya çıkmaktadır. 1118 H./1774 M. tarihinde camiye “bir ser-mahfil, sonra muarrif, vaiz müezzinler, mütevelli, devirhan, cüzü’han ve tevcihleri” yapılmıştır. Mimari veriler 1.Abdülhamit (1774-1789) döneminde gerçekleştirilen bir onarıma işaret eder. Yunan işgalinde yanan eser, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1964 yılında restore edilmiş ve halen cami olarak kullanılmaktadır. Cami dahilinde 19.34 x 16.60 ebadında olup, çatılıdır.
     
   
     
 
       
  Uluabatlı Hasan Anıtı    
 
İstanbul’un fethinin 500. yıl döneminde Uluabad’lı Hasan’ın olduğu köyde yaptırılmıştır.

Issız Han

Bursa- Karacabey yolu üzerinde Uluabat’ın 5 km. doğusunda göl kenarındadır. Yıldırım devrinin metruk fakat tamir edilmiş sağlam bir eseridir. Kapısı üstündeki kitabesinde “ .....Han Sultan Beyazıt bin Murat Han zamanında , Büyük emir Celalüddin İnebey Bin Bin Feleküddin’in emri ile Allah rızası için 797 yılında yapıldı. “Anlamına Arapça bir vesika bulunduğuna göre 1936’da Allah rızası için yapılmış olduğu anlaşılıyor.
(Eyne Bey, balıkesir-Karesi subaşısıdır. Eyne Bey 1. Kosova Savaşında Komutandır: Ankara muharebesinde Yıldırımın Timur tarafından esir alınmasından sonra, şehzade Süleyman Çelebi’yi Rumeli’ye götürenler
arasındadır. 808 H./1405 M. de Uluabat’ da Şehzade Süleyman ve İsa Çelebi arasındaki çarpışmada, İsa Çelebi tarafından şehit edilmiştir. Kabri Balıkesir’in Kepsud kazasının Tekke Köyündedir.) Karacabey civarında Tophisar Köyü ve Karasu üstünde bir değirmeni buraya vakfettiğine göre, gelip geçen yolcular parasız olarak yiyip içebilecek ve yatıp gideceklerdir. Bugün bir hizmet ifa etmemekte, boş durmaktadır. Sağlam ve mazbuttur. Güney – Doğu, Batı – Kuzey yönünde dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş, dış yüzü iki sıra yontma beyaz taş işlenmiş, üstü yine taş, onun üstüoluklu kiremit örtülüdür. Cephesi göle bakar. Muhteşem bir kapısı, mermer kemerin üzerinde tarihi kitabesivardır. Kapıdan girince sağlı sollu birer oda ve birer salondan ibarettir. Duvar boylarında sedir durumunda yüksek bir kademe, ortada başka hiçbir yerde görülmeyen muazzam iki ocak yapısı, her biri dörder tane granit ayak üzerine oturan yekpare taş, taşların altı zarif kemer, üstü ise hemen tuğla işçiliği ile başlayan bacalardır. Bacaların işçiliği fevkalade güzeldir. Baca gövdesinin dış kısmı çok islidir. İç kısmı ise tuğlalar ters çevrilerek tamir edildiği bellidir. İki yan odada baca ve ocak yoktur. Hanın dış bedeninde altlı üstlü mazgal pencereleri, batı odasında da böyle mazgal pencere vardır. Doğu odasındaki penceredir. Han genel görünümü ile Osmanlı devrinin ilk mimar eserlerinin en güzel kervansaray modelidir. Yapı 1956 yılından bir süre sonra onarılmıştır.
     
   
     
 
 
     
 
 
     
 
 
 
       
  Baba Kuruş At Mezarı    
 

Karacabey Harası’ndadır. Suriye’nin Şam-Helbe köyünden neş’et eden Baba Kuruş, yarım kan Arap atı yetiştirilmesinde önemli rol oynayan bir aygırdır. 1921-1945 yılları arasında yaşamış olan Baba Kuruşun soyundan, harada yaşadığı 11 yıl içinde 141 tay alımıştır. Baba Kuruş’ a çok şey borçlu olan atçılığımız, ona verdiği değeri, ölümünden sonra anıt mezar yaptırmakla göstermiştir.
     
   
     
 
       
  Hacı Ali Ağa Cami-i    
 

İsmetpaşa Köyü’ndedir. Kitabeye göre yapı 1230 H./1814-15 tarihinde “Kelsen’li Hacı Ali Ağa” tarafından yaptırlımıştır.


     
     
     
 
       
  Zoodochos Pege Kilisesi    
 
Karakoca Köyü’ndedir. Harap ve bakımsız olan yapının örtüsü tamamen çökmüştür. Güney duvar büyük çapta yıkılmış, diğer duvarlar üst kısımda hasar görmüştür.
     
   
     
 
       
  The Odoros Kilisesi    
 

Harmanlı Köyü’ndedir. Kilise 1833 yılında inşasına başlanan ve 1903 lerde bitirilen Aziz Theodoros’a ithaf edilmiş yapıyla özdeştirilebilinir. Bugün harap durumdaki kilisenin duvarları kısmen , üst örtüsü tamamen yıkılmıştır.

     
   
     
 
       
  Mikhael Archestrategos Kilisesi    
 

Uluabat köyündeki kilisenin kitabesinde “Archestrategos Mikhael”e adanan kilisenin İznik metropoliti “panierotatos loseph zamanında, 1843 yılının eylül ayında inşa edildiği belirtilektedir. Archestrategos Mikhael adında olan bu görkemli kilise, Nikai Metropoliti Panieratatos loseph zamanında, Leibedokhoria’ya bağlı Mihaliç’in Ortodoks hristiyanları ve yabancı hayırseverlerin sağladığı parayla, temelden yeniden inşa edilmiştir. Yıl 1843 Eylül. 16. yy’da Uluabat’ı ziyaret eden S Gerlac burada mevcut olan altı kilisenin adını vermektedir; bunlardan bir tanesi Aziz Mikhael’ e ithaf edilen kilisedir. 18. ve 19. yy seyahatnamelerinden bazılarında kentte, Aziz Mikhael adına kurulan panayırlar anlatılmaktadır. Seyyahlardan Cmac Farlane, panayırın 1845 de buraya gelen Çerkezler tarafından tasvip edilmediğini belirtir.

     
   
     
 
       
  Karacabey’in Hanımı ve Kardeşi Ahmed Bey’in Türbesi
   
 

Karaca Bey imaretinin güneybatısında yer alan türbenin üç satırlık mermer kitabesi doğu cephesinde, kapı kemeri üzerindedir. Kitabeye göre türbe, Karaca Bey’in hanımı ve onun kardeşi Ahmed Bey için 877 H./1501-02 M. yılında Ahmet Bey’in hanımının ve onun kardeşi Ahmet Bey’in türbesidir ki Onun gayretiyle sekiz yüz yetmiş yedi tarihinde tamamlanmıştır.

     
   
     
 
       
  Fatma Tutu Cami-i ve Külliye    
 

Tophisar Köyü’ndedir. Camiden günümüze gelebilen minarenin, yalnızca toprak ve moloz altında kalmış kaide ve pabuçluğa geçiş kısmı mevcuttur. Caminin baniyesi Fatma Tutu Hanım Hacı Ali Bey’in zevcesidir. Karacabey – Bandırma yolunda, Karacabey’e 10 km uzaklıkta, Tophisar köyü yoluna girdikten sonra 4. kilometrede külliyeye ulaşılır. Dört yapıdan oluşan külliye, Tophisar kalesinin yer aldığı tepenin kuzeybatı yamacında, yeni Tophisar Köyü’nün ise kuzeydoğusundadır. Külliye, günümüze yalnız mimarisinin kaidesi gelebilmiş bir cami, iki mekanlı bir yapı, planı belirlenemeyen bir yapı kalıntısı ve köylülerin hamam diye tanımladıkları temel kalıntısından ibarettir.

     
   
     
 
       
  Eski Cami-i – Yıldırım cami-i – Valide Sultan Cami-i (Yerel)    
 

Uluabat’ta bugün halk tarafından “Eski camii”, “Valide Sultan Camii” veya “Yıldırım Camii adlarıyla tanınan yapının kitabesi ve tarihi aydınlatacak kaynaklar yoktur. Mimari verileri ve bilinen adları yapının ilk inşa döneminin 14. yy sonlarında, muhtemelen 15. yy başlarında olduğuna işaret eder. Yöre halkı caminin Bursa Ulu Camiinden 8 yıl sonra, 1408’lerde yapıldığını söylemektedir. Ulubat Orhan gazi döneminde, 741 H./1342 M. yılında fethedilmiştir. Kaynaklar Orhan Gazinin burada kervansaray inşa ettirdiğini belirtmektedir.Uluabatlı’lar caminin yanında eskiden bir hamam ve han bulunduğunu belirmektedirler; nitekim eski bir planda 20. yy başlarında hanın mevcut olduğu görünmektedir. Cami 1952 yılında büyük bir onarım geçirmiş, bu onarımda kuzeyinde yeni bir son cemaat yeri inşa edilmiştir.